13 Eylül 2014 Cumartesi

Müzik dinleyelim, dinletelim, dinlemeyenleri uyaralım !



Neyin müzik olarak adlandırılabileceği, hem tarihsel, hem de güncel anlamda hareketli bir tartışma konusu. Ne var ki, yüzyıllardır süregiden entelektüel tartışmalar sonucunda bugün, müziğin, insanların “müzik olarak anladıkları şey” olduğu konusunda güçlü bir kanaat oluşmuş durumda.
Müziğin nerede başladığı ve nerede bittiği, ya da normları kuşkusuz müzikolojinin sorunsalı, fakat bizim için önemli olan şu:

İnsanların müzik olarak anladıkları şey, insanların kendi duygusal (dahası sezgisel) tasarrufları ise, bir bebeğin anne karnında iken duyduğu  “ev  halkının  ayak  sesleri”  onun  duyduğu  ilk  müzik  eseridir.    Ritmik  tabak  çanak şangırtıları ve hatta bulaşık makinesinin rotatif sesleri de bebeğin müzik dünyasının ilk göz ağrılarıdır.

Müziğin erken çocukluk çağındaki önemi üzerine çok sayıda fikir, yaklaşım ve araştırma var. Müziğin hem bilişsel hem psiko-sosyal gelişime yönelik olan eşsiz katkısını yok sayan hemen hemen hiç bir bilim çevresi kalmadı.   Erken çocukluk döneminde çocuğu olan ilgili bir ebeveynin bu konuda muhakkak bir fikir sahibi olduğunu düşünüyorum.

Bunun yanısıra, “müzik/çocuk” dolayımındaki bilgiler günümüzde oldukça ulaşılabilir durumda. Yani, müziğin gelişim üzerindeki etkisi üzerine bilgilenmek isteyen bir anne-baba bu konuda çok sayıda ulaşılabilir kaynaktan yararlanabilir.

Bu yazıda daha çok “müzik dinleme kültürü” üzerinde durmak istiyorum. Zira “müzikle ilgilenmek” dendiğinde akla ilk gelen müziğin icracısı olmaktadır. Dahası, müziğin icrasından da bir çalgıyı başarıyla çalabilmek anlaşılmaktadır. Oysa ki, müzikle insan arasındaki iletişim, iyi bir dinleyici olmak ve müziği ve çalgıları hayatın bir parçası olarak kullanabilmekle başlamalıdır. Müzik gelişimin bir parçası olabilecek güce ve sempatiye sahiptir.

Bugüne  kadar,  erken  çocukluk  döneminde çocuğu olan ebeveynlerle yaptığım bir çok görüşmeye
bakılırsa, ailelerin müzikle ilişkileri oldukça sınırlı. Müzik,  çoğu  evde  “yaşayan”  bir olgu  değil  ve çoğunlukla televizyondaki klipler aracılığı ile gelişigüzel dinlenmekte. Bununla birlikte, çoğu anne- babanın evde müzik dinlemediği halde, müziğin öneminin farkında olduklarını ve  çocuklarını “müzik kursları”, “çalgı kursları” gibi dışsal etkinliklere yönlendirdiklerini de gözlemledim.
Oysa, çocuğunuz ile müzik arasında sağlıklı bir ilişki geliştirmenin ilk ve en etkili adımı evde iyi birer müzik dinleyicisi olabilmektir. Müzik, yaşamın tüm etkinliklerini sarmalama ve etkinliğini arttırma gücüne sahiptir. O yüzden, belki de günlük aktiviteler sırasında müzik dinlemekten başlanılabilir.

Erken Çocukluk Dönemi Çocukları için Klasik Müzik

Klasik müziğin çocuklar üzerindeki olumlu etkisi üzerine çok sayıda bilimsel çalışma olduğu gibi, bir çok spekülatif bilgi de söz konusu. Bu bilgi kirliliği, çocukların, onlar için pek de uygun olmayan, armonik yapısı oldukça karmaşık olan eserlere maruz kalması ve sonrasında ise klasik eserlerden uzaklaşması ile sonuçlanabiliyor.

Neden klasik müzik ?

Peki neden çocuklar için blues, etnik ya da geleneksel müzik türleri değil de, klasik müzik dinlemek önemlidir? Bunun basit ve teknik bir yanıtı var: Klasik müzik çok seslidir. Klasik müziğin sahip olduğu armaonik yapı, başka deyişle müzik içindeki melodikal akışkanlığı sağlayan “müzik matematiği”, çocukların -ve dahi insanların- beynini diğer müzik türlerinden daha farklı olarak uyarır ve zihni o matematiğin peşinden sürükler.
Klasik  müziğin  nota  yazımındaki  kompleks  yapısı,  klasik müziği -özellikle çocuklar için- yalnızca müzik olma niteliğinin dışına çıkarır.

Erken  çocukluk  dönemi için uygun olan klasik eserler hangileridir  ?

Bunun için bir kaç ölçüt belirlenebilir. Öncelikle bir çok klasik eserin neredeyse yüksek matematikten referans alınarak yazıldığını ve oldukça karmaşık olduğunu unutmamak gerekir.
O yüzden çocukların dinleyebileceği eserler,  müziksel anlamda çocukların takip edebileceği eserler olmalıdır. Bir başka ölçüt ise ritmik yapısının çok değişken olmaması gerektiğidir.
Bir çok klasik eser, birden çok bölüm şeklinde yazılır. Çocuğun bir eserin tüm bölümlerini birden dinlemesi  zor  olabilir.  Aynı  zamanda aynı eserin farklı bölümleri birbirinden çok farklı müziksel
iklimlere sahip olabilir.  O  yüzden  çocuğa  eserin  tamamını  dinletmek yerine, eserlerin belli bölümlerini dinletmek daha uygundur. Örneğin Betthoven’ın “Ayışığı Sonatı”nın 1.Bölüm’ü ya da Tchaoivsky’nin Fındıkkıran Suiti’nin “Çiçekler Valsi” bölümü gibi.
Yurt dışı menşeyli olan fakat ülkemizde de dağıtımı olan bazı çalışmalarda  “çocuklara   klasik   müziği   sevdirme” iddiası  ile  klasik  eserlerin  armonik  yapısını  zayıflatarak,hatta   “tek ses”e düşürerek” albümler hazırlandığına rastladım. Bu çaba son derece isabetsizdir. Öyle ki, klasik müziğin özelliği ve çocuğun  yaratıcılığına seslenen gizemi çok sesliliğinde ve armonik yapısındadır. Çocukların takip edebilecekleri doğru eserleri seçmek yeterlidir.

Etnik  müzik de önemli...

Her toplumun folklorik müziğinde belli makamlar ve tartımlar bulunur. Ne var ki, aynı müziksel eşiklere maruz kalan insanların müzik belleklerinde kütlükler oluşabilir. Müziğin dinamiğinden, beynimizin çok farklı yerlerine dokunabilen olanaklarından mümkün olduğunda geniş şekilde yararlanmak önemlidir.    Çocukların müzik beğenilerini deforme edebilecek elektronik ya da sert müzikler (hard metal vs.) elbette bu çabanın dışında kalmalıdır. Farklı uluslara ait geleneksel şarkılar çocuktaki müzik dinamiğinin gelişmesi için kullanılabilir. Farklı çalgıların  ve  farklı  dillerin  melodi  ile  olan  ilişkileri  çocuğunuzun  müzik  ufkunu  genişletir. Bambaşka çalgılarla ve  alışık  olmadığı  bir  dille söylenen  bir  şarkıyı  dinleyen  çocuk,  müziğin evrensel bir iletişim aracı olduğuna ilişkin ilk referanslarına ulaşmaya başlar.

Günlük yaşamınıza müziği sokun

Çocuğunuzdaki müzik farkındalığına arttırmak için günlük aktivitelerinize müziğin eşlik etmesine izin verin. Bu öneriler işinize yarayabilir:

• Çocuğunuzun odasına basit bir ses sistemi kurun ve hazırladığınız bir listenin orada sürekli çalmasını sağlayın.
• Çocuğunuz uyuturken sakin ve dinlendirici müziklerden faydalanın. Yine çocuğunuzu uyandırırken fonda, dinamik ama rahatsız etmeyen bir müziğin eşlik etmesini sağlayın.
• Kendi kendine oynarken odada çeşitli müzikler açın.
• Yemek yerken, temizlik yaparken ayrı ayrı müzik listeleri hazırlayın.

•  Bazen,  koltuğa  oturun  ve  müzik  dinlemenin  kendisini  bir  etkinlik   haline  getirin. Çocuğunuza koltuğa oturmanızın nedeninin müzik dinlemek olduğunu söyleyin.
• Çocuğunuzun         müziğin         şiddetini arttırmasına izin verin. (Sesin iki ayrı butondan  ayrıldığı  sistemlerde  biri  makul bir   seviyeye   sabitlenip,   diğeri   çocuğun inisiyatifine bırakılabilir.)
• Kendi  çocukluğunuzda  söylenen  şarkıları  ve  çocukken  en  çok  sevdiğinizi  şarkıları çocuğunuza öğretin.
•Çocuğunuzun   tanıdık   ezgiler   üzerine   yeni   sözler ekleyerek kendi şarkılarını yapmasına yardımcı olun.
• Benzer ezgilerin son dizelerini boş bırakarak söyleyin ve çocuğunuzun şarkıların sonunu tamamlamasına izin verin.
• Duyduğunuz  müzikler  üzerine  çocuğunuzla  sohbet edin.  Şarkıların  yüksek  sesli  mi,  yoksa  hafif  sesli olduğunu, hızlı mı, yoksa yavaş ritimli  mi olduğu konusunda konuşun.
•  Otomobille yolculuk yaparken şarkı söyleyin.
• Dinlediğiniz şarkıların ne anlattığını çocuğunuzla birlikte kağıda yansıtın ve şarkılar hakkında resim yapın.
• Çocuğunuzla birlikte el  yapımı basit vurmalı çalgılar ve marakaslar yapın.
• Evinizde çalgı bulundurun ve çocuğunuzun çalgı ile vakit geçirebileceği bir alan oluşturun.
• Aile orkestrası kurun. Yakın akrabalarınız ya da aile dostlarınızla biraraya gelip, sepet, tencere gibi aletlerle müzik yapın.
Umarım  bu  yazı,  ailelerin  müzik  dinleme  alışkanlıklarına  ilişkin  farkındalık  oluşmasına  ve çocuklarımızın nitelikli müzikle geçirdikleri zamanın artmasına yardımcı olur.

Psk. Onur Gülbudak
Yedi İklim Erken Çocukluk Öğrenme Merkezi




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder